Anasayfa / Din / ATİLLA İLHAN

ATİLLA İLHAN

Atilla İLHAN

1925te Izmirin Menemen ilçesinde dogdu.Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesindeki yüksek ögrenimini yarida birakti, gazete ve dergilerde çalisti. Demokrat Izmir Gazetesi Genel Yayin Müdürlügü ve Basyazarligindan Ankarada Bilgi Yayinevi Danismanligina geldi (1973-1980). Senaryolarinda Ali Kaptanoglu adini kullandi. Belli basli filmleri: Yalnizlar Rihtimi (Lütfi Akad), Atesten Damlalar (Memduh Ün), Rifat Diye Biri (Ertem Gönenç), Soför Nebahat (Metin Erksan), Devlerin Öfkesi (Nevzat Pesen), Ver Elini Istanbul (Aydin Arakon). 11 Ekim 2005 tarihinde Istanbul'da yasamini yitirdi.. ...........

İstanbul’da gazetecilik serüveni Milliyet ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından beri köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesi’nde sürdürmekteydi. 1970’lerde Türkiye’de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri dönüş yaptı. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür senaryosunu yazdığı dizilerdi.

2005 yılında İstanbul'da hayata gözlerini yumdu.

ESERLERİ

ŞİİR

Duvar

Sisler Bulvarı

Yağmur Kaçağı

Ben Sana Mecburum

Belâ Çiçeği

Yasak Sevişmek

Tutuklunun Günlüğü

Böyle Bir Sevmek

Elde Var Hüzün

Korkunun Krallığı

Ayrılık Sevdaya Dâhil

Kimi Sevsem Sensin

ROMAN

Sokaktaki Adam

Zenciler Birbirine Benzemez

Kurtlar Sofrası

Aynanın İçindekiler

Bıçağın Ucu

Sırtlan Payı

Yaraya Tuz Basmak

Dersaadet’te Sabah Ezanları

O Karanlıkta Biz

Fena Halde

Leman

Haco Hanım

Vay Allahın Süngüleri-Reis Paşa

ÖYKÜ

Yengecin Kıskacı

DENEME-ANI

Abbas Yolcu

Yanlış Kadınlar Yanlış Erkekler

ANILAR VE ACILAR

Hangi Sol

Hangi Batı

Hangi Seks

Hangi Sağ

Hangi Atatürk

Hangi Edebiyat

Hangi Laiklik

Hangi Küreselleşme

ATTİLÂ İLHAN’IN DEFTERİ

Gerçekçilik Savaşı ‘İkinci Yeni’

Savaşı Faşizmin Ayak Sesleri

Batı’nın ‘Deli Gömleği’

Sağım Solum Sobe

Ulusal Kültür Savaşı

Sosyalizm Asıl Şimdi

Aydınlar Savaşı

Kadınlar Savaşı

CUMHURİYET SÖYLEŞİLERİ

Bir Sap Kırmızı Karanfil

Ufkun Arkasını Görebilmek

Sultan

Galiyef

Dönek

Bereketi Yıldız,

Hilâl ve Kalpak

ÇEVİRİLERİ

Kanton’da İsyan (Malraux)

Umut (Malraux)

Basel’in Çanları (Aragon)

..................

KIMI SEVSEM SENSIN

kimi sevsem sensin / hayret sevgi hepsini nasıl değiştiriyor gözleri maviyken yaprak yeşili senin sesinle konuşuyor elbet yarim bakışları o kadar tehlikeli senin sigaranı senin gibi içiyor kimi sevsem sensin / hayret senden nedense vazgeçilemiyor her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet sarışın başladığım esmer bitiyor anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli dudakları keskin kırmızı jilet bir belaya çattık / nasıl bitirmeli gitar kımıldadı mı zaman deliniyor kimi sevsem sensin / hayret kapıların kapalı girilemiyor kimi sevsem sensin / senden ibaret hepsini senin adınla çağırıyorum arkamdan şımarık gülüşüyorlar getirdikleri yağmur / sende unuttuğum hani o sımsıcak iri çekirdekli senin gibi vahşi öpüşüyorlar kimi sevsem sensin / hayret in misin cin misin anlamıyorum


BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

 

İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokak lambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum sen yoksun.

 

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor

Eski zamanlardan bir cuma çalıyor

Durup köşe başında deliksiz dinlesem

Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Haftalar ellerimde ufalanıyor

Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Ben sana mecburum sen yoksun.

 

Belki haziran da mavi benekli çocuksun

Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun

Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor

Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin

Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Sus deyip adınla başlıyorum

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin.

Not: Yukarıda belirtilen bilgilerde herhangi bir eksiklik ya da yalnışlık varsa lütfen bize bildirin.

ALINTIDIR..

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!